24 Temmuz 2014 Perşembe

BİR SABAH SENİ ÖZLEDİM

Bir sabah seni özledim sevgilim
Bir sabah özledim
Ve belki gelir dedim geceden
Bir sabah seni özledim sevgilim
Bir sabah özledim
Ve yeni bir güne saldım kokunu
Kaldırıp attım -miş’li geçmiş zaman tablolarını
Gökyüzüne boyadım duvarları
Gül rengi şarapla doldurdum küveti
Günlerin biriktirdiği hüznü atman için
Papatyadan beyaz vücudundan
Türlü çiçekler diktim bahçeye
Yeni güneşle açan
Mucizevi bir ruhla topraktan fışkıran

Şimdi bin pencereli evimde
Bin çift gözle bekliyorum seni
Bin bir türlü kuş topluyorum
Şarkılar söylesinler diye sana
Sarhoş gülücükler çalıyorum meyhanelerden
Öpücükler biriktiriyorum
Gece kumbaramda
Ve şiirler
Saçından tırnağına kadar aşık
Yollar yapıyorum uzun kısa
Hepsinin sonu bin pencereli evime çıkan
Üstelik çay demlenmek üzere
Gelsen de sevgilim
Bir bardak çaya açsak gözlerimizi
Gelsen de aşka soyunsak
Ve çıplak uyusak geceleri


Barış...

23 Temmuz 2014 Çarşamba

SESİMİ DUYAN VAR MI?

Etkisini yitirip
Duymayan kulaklarda
Ölüyor attığım çığlıklar
Ölüyor bu çığlıklarda
Büyük küçük balıklar
Ve soluyor renk renk çiçekler
Son Nefes koleksiyonunun
En nadide parçalarını topluyor
Elinde orakla kol geziyor Azrail
Çığlıklarımın içinde
Cinayetler işleniyor sebepsiz
Sayısız
Sahipsiz ve kimsesiz
Çığlıklarımda ölüm geceleri
Yükseliyor sessizlikle
Alçalıyor boğularak
Ve kayboluyor
Dipsiz bir kuyunun dibinde

Faili meçhul olmayan bir cinayete
Kurban gidiyor sesim
Sesimi duyan var mı


Barış...

11 Temmuz 2014 Cuma

DÜŞ

Bir düşün içinde sevdim seni
Bir düşün içine çocukluğumu koyarak
Ve kırlaşmış sakallarımı
Bir düşün içinde erkek

Terli bir yatakta
Gökkuşağı seviştim seninle
Yalın ayak ve çırılçıplak koştum
Şehrin kalabalık
Bomboş sokaklarında
Sonra dans ettim küçük beyaz bulut
İlk kez masmavi
İlk kez kıpkırmızı
Ve biz dans ederken
Berrak sular aktı
Ayaklarımızın altından

Bir düşün içinde düş oldum seninle
Bir düşün içinde düş kurdum
Bir silüet öptüm seni
Öptüm ve şair oldum
Öptüm ve gerçek oldum

Bir düşün içinde sevdim seni
Gerçek bir düş
Uyanınca sona eren
Ve sabahı kahır çeken
Sabahı zifiri karanlık
Çıkmaz sokak
Ve kilitli kapı

Uyku
Gir penceremden içeri
Gir ve o düşe götür beni
Kutsa bir şövalye misali
Şair kıl yüreğimi

Uyku
Vakti geldi

Barış...

TÜKENENİN ŞİİRİ

Uzakta
Belki ağlamaktan kan çanağı gözleri
Belki de ucuz bir yatakta tüketiyor
Çocukluk günlerini

Ucuz bir yatakta
Bir sigara gibi yanıyor
Sönüyor
Yanıyor
Ve tekrar sönüyor
Her seferinde bir kez daha doğup
Bin kez daha ölüyor

Ucuz bir yatakta
Her seferinde biraz daha çocuk
Her seferinde biraz daha kadın
Belki bir oyun parkı
Belki de ağlamaktan kan çanağı gözleri

Uzakta
Belki bir şiir
Belki de şarap birkaç kadeh
Arkasına gizlendiği kadın kahkahalar
Arkasına gizlediği çocuk bakışlar
Ve yangın yeri düşünceler

Hem rüya hem kabus içinde
Bağırıyor
Demirden bir sesle haykırıyor
Haykırıyor ve kimse duymuyor sesini
Haykırıyor sus pus
Uzakta
Uzakta ve tuz buz

Belki de uyuyor şimdi

Barış...

6 Temmuz 2014 Pazar

BELKİ

Belki bir şiirin üstüne doğmuşuzdur
Belki de bir şiirin üstünde çocukluğumuz
Uçmayı öğrenmişizdir
Masmavi bir düşün içinde
Ve sessiz gecelerde kendimizle konuşmayı
Bir sigara yakmışızdır ya da
Dumanını efkara dağıtmayı paylaşmışızdır
Belki varızdır
Belki de yok
Bir aynada yansımış
Bir aynada yok olmuşuzdur kim bilir
Türlü renkler içinde rengarenk solmuş
Türlü yağmurlarda ıslanmış
Türlü yangınlarda yanmışızdır
Gölgelerimiz var yok arasında sıkışmış
Ruhlarımız daracık bedenlere sığdırılmış
Başından tükenmiş aşklarda yanmışızdır
Belki bir şiirin üstüne doğmuşuzdur biz
Belki de ömrümüz
Bir şiirden de yaşlı

Barış...