Az önce senin
hikayeni gördüm çocuk… Yıllar süren yalnızlığını, bitip tükenmişliğini, terk
edilmişliğini ve korkularını… Az önce aşık olduğun adamları gördüm ben de dahil…
O adamların sana bıraktıklarını… Sonra canını gördüm cananının başına gelenin
sende yarattığı depremi… Az önce hikayeni gördüm kadın… Gördüm ve yaşadım
seninle senelerce birkaç saat içinde… Yanakların her ıslandığında öptüm seni
bir kez daha… Yanakların her
ıslandığında okşadım saçlarını… Gerçek bir baba gibi… Aşkla… Geç kalmışlığımsa
bir yumruk gibi oturdu kaldı boğazıma… Oturup ağladım annesinin kucağından
alınmış bir bebek gibi… Ruhum gözyaşlarımın sıcaklığında çekti, küçüldü… Bir
çocuğa olur ancak şimdi… Ve sıkışıp kaldım yalnız bir çocuğa olabilecek bu ruhun
içinde… Kalıbıma dar geldi…
Küçük
bir çiçek gibi filizlenirken yağmuruyla beni büyüten sen, küçük beyaz bulut…
Güzel çocuk… Boş ver beni… Var git yaksın güneş yapraklarımı, kurutsun beni
sorun değil… Dünya dönerken daha fazla isteyemem buna direnmeni… Var git yoluna…
Dönsün dünya ve katıl sende ona…
Kahkahalarının sesleri gelsin yalnız bana
Huzurun getirdiği iç çekişlerin
Mutsuzluk gözyaşlarını bırak şimdi buraya ve git
Yağmurunu mutlulukla dök
Hep bembeyaz kal
Bembeyaz ve çocuk
Ve asla dağılma ki gölgende çiçekler büyüsün
-Bilirsin dağınık
bulutun gölgesi de dağınık olur-
Hadi toparlan
Toparlan ve katıl göç eden kırlangıçlara
Katıl dünyaya
Git..
Ve mutlu ol…
İyi kal…
Barış…