30 Haziran 2014 Pazartesi

VEDA

Az önce senin hikayeni gördüm çocuk… Yıllar süren yalnızlığını, bitip tükenmişliğini, terk edilmişliğini ve korkularını… Az önce aşık olduğun adamları gördüm ben de dahil… O adamların sana bıraktıklarını… Sonra canını gördüm cananının başına gelenin sende yarattığı depremi… Az önce hikayeni gördüm kadın… Gördüm ve yaşadım seninle senelerce birkaç saat içinde… Yanakların her ıslandığında öptüm seni bir kez daha…  Yanakların her ıslandığında okşadım saçlarını… Gerçek bir baba gibi… Aşkla… Geç kalmışlığımsa bir yumruk gibi oturdu kaldı boğazıma… Oturup ağladım annesinin kucağından alınmış bir bebek gibi… Ruhum gözyaşlarımın sıcaklığında çekti, küçüldü… Bir çocuğa olur ancak şimdi… Ve sıkışıp kaldım yalnız bir çocuğa olabilecek bu ruhun içinde… Kalıbıma dar geldi…
         Küçük bir çiçek gibi filizlenirken yağmuruyla beni büyüten sen, küçük beyaz bulut… Güzel çocuk… Boş ver beni… Var git yaksın güneş yapraklarımı, kurutsun beni sorun değil… Dünya dönerken daha fazla isteyemem buna direnmeni… Var git yoluna… Dönsün dünya ve katıl sende ona…

Kahkahalarının sesleri gelsin yalnız bana
Huzurun getirdiği iç çekişlerin
Mutsuzluk gözyaşlarını bırak şimdi buraya ve git
Yağmurunu mutlulukla dök
Hep bembeyaz kal
Bembeyaz ve çocuk
Ve asla dağılma ki gölgende çiçekler büyüsün

-Bilirsin dağınık bulutun gölgesi de dağınık olur-

Hadi toparlan
Toparlan ve katıl göç eden kırlangıçlara
Katıl dünyaya
Git..
Ve mutlu ol…
İyi kal…


Barış…

29 Haziran 2014 Pazar

OYUNCAK

Rengi solmuş kırık dökük bir oyuncak
Kim tutsa elinde kalmış
Kim tutsa daha da eksik
Ve kendinden yaşlı küçük bir çocuk
Oyuncak ve çocuk
Çocuk ve oyuncak
Ve heyecan
Ve tebessüm

Rengi solmuş kırık dökük bir oyuncak
Oynandıkça daha güzel
Oynandıkça daha yeni
Ve kendinden yaşlı küçük bir çocuk
Oyuncak ve çocuk
Çocuk ve oyuncak

Zamanla sıkıldı çocuk
Ve fırlattı oyuncağı
Bir kenarda şimdi
Bir kenarda daha fazla kırık
Ve daha fazla yıpranmış
Sonra
Sonra kaybetti onu çocuk
Üzülmedi

Barış...

UZAKTA

Tam dibimde
Çok uzaktasın
Elini tutuyorum bu gerçek
Ama ellerimiz arasında
Koca koca şehirler
Dudaklarımız birbirine değiyor evet
Ama hiç ıslanmıyorlar
Garip
İfadesiz sevişmeler
Yalandan gülümsemeler
Sıkılgan kelimeler
Şu sönmeyen ateş nerede

Barış...

GÜNEŞLE BİRLİKTE AYDINLANACAK ŞEHİR...

Sen ki canımın içi
-Şu anda ve benden uzakta-
Beni düşünüyorsan eğer
Kalbin kırlangıç kanatları gibi hızlı hızlı çırpınıyorsa
Ve masmavi ve sonsuzsa düşlerin
Sana yemin ederim
geri döneceğim

Sen ki gözümün nuru
-Şu anda ve benden uzakta-
Ayakların üşüyor ve karnın ağrıyorsa
Gözlerin arıyorsa beni
Dudakların titriyorsa adımla
Sana yemin ederim
geri döneceğim
Şafağa dik gözlerini
Güneşle birlikte aydınlanacak şehir.

Barış...

SEVDA AĞACI

Bir tarladır göğüs kafesimin sol tarafı
Ve büyüklüğü sağ tarafın on katı
Sağ tarafa ne ekilir bilinmez
Belki ayçiçekleri laleler beyaz zambaklar
Belki şiirler türküler türlü hikayeler bana ne
Sol taraftan yalnızlık biçilmiştir çekilmez

Bir tarladır göğüs kafesimin sol tarafı
Ve büyüklüğü sağ tarafın on katı
Belki de bir ağaç dikilmeli oralara bir yere
Yalnız sevdalı usta bir el gerekli
Ben bilmem çünkü bir ağaç dikmek için
Köküne ne kadar sevda gerektiğini


Barış...

AĞIR

Ben dedi bir çocuğum
Ve ben dedi bir kadın
Bazen heyecanlı
Bazense bıçak gibi suskun
Kimi zaman koşarak geçerim çiçekli yollardan
Kimi zaman usul usul
Kokularını taaa içime çekerek
Biraz uçarı
Biraz sakin
Biraz kırmızı 
Biraz gri
Biraz sen
En çok ben dedi.
Sonra o koştu ben durdum
Ben koştum o durdu
Sonra
Sonrası yok
Uzun kısa bir yoldu
Ağır


Barış...